KARDEŞ KISKANÇLIĞI (UFAKLIK BÜYÜYOR)

    Nihayet Kaan'ın gaz sıkıntıları azaldı. En azından 1 saat uyumaya başladı gündüz uykularında. Artık kızıma daha çok zaman ayırıyordum. O da yavaş yavaş kabullenmişti kardeşini. Emzirirken eskisi kadar yanımda kalmıyor, kardeşini benim uyutmam gerektiğini anlıyordu.sanki kardeşini daha az kıskanıyordu.
 
       -Anne kardeşimi uyut, gel oyun oynayalım tamam mı?
       -Tamam bitanem
       -Uyuyacak, büyüyecek, erkek olacak, benimle oyun oynayacak.))
       -Evet anneciğim o senin en iyi arkadaşın olacak. Uyusun ki büyüsün bir an önce.
        İlk üç ayda bütün yorgunluklarıma rağmen ona vakit ayırmamın sonucuydu sanki bunlar. Onun için yaptığım fedakarlığın farkındaydı, onu çok sevdiğimi biliyordu. Bazen 2.5 yaşındaki bu kızın bu olgun davranışlarına şaşırıyordum.
        Yine de gel-gitler yaşıyordu. Zaten benim de derdim kardeşini hic kiskanmamasi değildi. Bazen öpüyordu kardeşini, bazen küçücük ısırıyordu.. Bazen uyurken kulağına bağırıp uyandırıyordu. Bu kulağına bağırıp uyandırma bir ay sürdü. Düşünsenize bin bir emekle uyutmuşum 5 dakika sonra uyanıyor .Çıldırmamak işten değil. Sabrettim. Bugünler de geçecek biliyordum. Kardeş kıskançlığı normal bir duyguydu. Her zaman sabırlı olamadım elbette ama çoğu zaman sakince:
       - Kardeşin uyanırsa biz birlikte vakit geçiremeyiz, oyun oynayamayız. çünkü sürekli ağlıyor acıkıyor. seninle birlikte oyun oynamamı istemiyor musun?
       -İstiyorum
       -O zaman bir daha bağırma ki daha çok oyun oynayalım.
        Bağırma huyundan vazgeçti bir zaman sonra. Artık kardeşi uyurken sessiz konuşmayı,  gürültü yapmamayı öğrendi. Çünkü biliyordu ki o uyanırsa biz oyun oynayamayız. Bazen diyordum ki kendi kendime ' Neva'nın gürültü yapma özgürlüğünü elinden mi alıyorum, çok mu kısıtlıyorum' acaba. O zamanlar böyle düşünüyordum ama şimdi biliyorum ki başkalarına saygılı olmak önce aile fertlerine saygılı olmaktan başlıyor. Kardeşi de kızımın uyku saatinde ağlarsa; 'aaa Kaan sessiz ol ablanı rahatsız ediyorsun.' diyordum ki kızım uyuyana saygı gösterilmesinin tek taraflı olmadığını bilsin diye.
        Her sabah uyanıp odasından geldiğin de beni kardeşiyle uyurken ya da emzirirken görüyordu ve surat ifadesi değişiyordu. O bakışlarda kardeşini kıskandığını, beni paylaşamadığını bariz görmüştüm.
        İlk zamanlar bizimle yatmak istemediği için tekrar bu birlikte yatma fikrini sormamıştım. Bir gün dedim ki 'sen de burda yat bizimle, birlikte uyuyalım'. Tamam dedi  ve ertesi günler daha sakindi. Zaten benim de biri yanımda, biri odada içime sinmemişti. Yatağını yatak odasına taşıdık. Bir beşik ve iki yatak:))) Uzmanlar odası ayrıysa kardeş doğunca tekrar yanınıza almayın, bu kardeş kıskançlığını daha da körüklüyor  diyor. Benim anne iç sesim de tam tersini...Tabi iç sesimi dinledim.
        Yavaş yavaş daha da iyi oluyordu sanki her şey. Oğlum büyümüş ek gıdaya geçmişti. Daha az emziriyordum. Neva artık bir yere gidilecekse kardeşinin de gelmesini istiyordu. Yani onu tam anlamıyla kabullenmişti.
      Sonbahar gelmişti. Havalar çok da soğumadan parkın tadını çıkarmak istiyorduk. Artık park maceralarımıza Kaan da eşlik ediyordu. Kızımın bizim bir aile olduğumuzu kardeşinin de hayatımıza dahil olduğunu bilmesi için  her yere hep beraber gitmeye başladık. Hastaneye, markete, sağlık ocağına...Zaten başka seçenek de yoktu. Çocukları bırakacak kimse yoktu. Çocukları birileriyle birlikte büyüten annelere hep özenmişimdir. Demek ki benim bu mücadeleyi tek başıma vermem gerekiyor. Belki de doğru olan bu, bir sistemimiz var bizim. Kimse müdahale etmiyor. Kuralları biz koyuyoruz.
       Kaan hareketlenmeye başlamıştı. Emekleyerek her yere gidiyordu. Ablası nerde,  Kaan orda... O zamanlar oyunlarını bozmadığı için bu durum Neva'nın çok hoşuna gidiyordu. Tuvalete bile birlikte gidiyorduk. Kaan'ı da lazımlığa oturtuyordum. Tabi klasik laflar...Bak o bezine yapıyor, sen tuvalete yapıyorsun...Ona da birlikte öğreteceğiz...(Bu tuvalete hep birlikte gitme işinin Kaan' a çok faydası oldu 17 aylıkken kakasını ve çişini söyledi.)
        Sabiha Paktuna Keskin'i bilirsiniz. onun kardeş kıskançlığıyla ilgili yazısında, kardeşler  birbirlerinden ayrıyken yanınızda olana en çok onu sevdiğinizi söyleyin diyor. Ben de bir gün Neva' ya dedim ki:
       - Biliyor musun ben en çok seni seviyorum
       -Kardeşimi...?
       -Onu da seviyorum tabi ama ennn çok seni seviyorum.
       -Olmaz onu da o kadar sev!
        O anı anlatamam... Benim koca yürekli kızım.kardeşini kıskanıyordu elbette ama kardeşine kıyamıyordu. Nasıl gözlerim doldu, Nasıl sımsıkı sarıldım ona...Ben çok şanslı bir anneyim dedim kendi kendime.....

         İlk üç aydan sonra herkes birbirine alışınca kardeş kıskançlığının sendroma dönmemesi için neler yaptım onları da sıralayalım:
     
         1- Yazı da bahsettiğim gibi alışveriş, hastane, market böyle yerlere hep birlikte gittik ki aile bilinci ikisinde de oluşsun diye.
         2- Neva'ya kardeşiyle ilgili görevler veriyordum. Salıncakta sallıyordu, Altını değiştirirken bezini getiriyordu...Sorumluluk sahibi abla olmak hoşuna gitmişti.
         3-. Neva' dan izin alarak küçülen eşyalarını kardeşine giydiriyordum. Kardeşinin nevaya olabilecek kıyafetlerini de Neva'ya giydiriyordum. Böylece eşyaları ortak kullanabiliriz bilinci oluşuyordu sanki. (oyuncak kavgaları ayrı tabi, yine de çok şükür büyük sıkıntılarımız olmadı.)
         4- Bir ninni uydurmuştum Kaan'ı uyuturken. Bu ninninin; canım ablam, o benim ablam, onu çok seviyorum gibi sözleri vardı. Sadece bununla uyuyor diyordum babasına(kızım sana söylüyorum gelinim sen işit misali). Hemen gelip kerdeşine sarılıyordu. O zamanlar her ninniyi söylediğim de 'anne bana mı söylüyor kardeşim?' diyordu. Evet annecim bu sözler senin için diyordum. Çok seviniyordu.
        5-Misafirler geldiğin de özellikle tembihliyordum ufaklığı Neva'nın gözüne soka soka sevmeyin diye. Bu konu da herkesi çekinmeden uyardım.  Çünkü her misafir geldiğin de Neva'nın huyu suyu değişirdi kardeşine olan yoğun ilgiden.
        6- Ve tabi ki altın kural. Sen özelsin, hala bizim biricik kızımızsın mesajını her defasın da verdik

Share on Google Plus

Hatice Durgun

5 yorum:

  1. Aralarındaki yaş aralığı kısa olunca zor anlar yaşıyoruz biz anneler :) benimde iki kızım var biri 3 yaşını dolduracak diğeri 1 yaşını :) anneler hep güçlü olsun:) takipteyim bende

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anneler hep güçlü olsun,:)))Yaş farkı az olunca ilk zamanlar zor oluyor. Şimdi oğlum 20 aylık geçen seneye göre daha iyiyiz. Birlikte oynamaya başladılar.

      Sil
    2. Anneler hep güçlü olsun,:)))Yaş farkı az olunca ilk zamanlar zor oluyor. Şimdi oğlum 20 aylık geçen seneye göre daha iyiyiz. Birlikte oynamaya başladılar.

      Sil
  2. Ablamla benim aramda da 13 ay olduğu için annem ablamla çok ilgilenememiş. Oda çok kıskançlık yapmış kafama biberon atmalar, koltuktan itmeler filan sonra alışınca beni o uyutmaya başlamış :)) Şimdi can ciğer kuzu sarması birde birimiz ağlayınca diğeri de ağlarmış :) Annelik çok zor

    YanıtlaSil
  3. valla tebrik ediyorum büyük sabır gerektiren bir durum şükür gayette güzel atlatılmış annelerin başaramayağı iş yok ;)

    YanıtlaSil

Gmail hesabınız olmasa bile yorumlama biçiminde: ADSIZ seçeneğini seçerek yorum yapabilirsiniz