KARDEŞ KISKANÇLIĞI (ilk 3 ayımız)

                 
         
           Herkes gitti...Evde üçümüz kaldık; Neva, Kaan ve ben....
           Hamileliğimden beri kendi kendime söz vermiştim.  Neva'yı hiç ihmal etmeyeceğim diye. Bunu elimden geldiğince yapmaya başladım. Kaan uyur uyumaz soluğu kızımın yanında alıyordum. Vaktimiz o kadar kısıtılıydı ki oğlumun uyuduğu bu yarım saatlik zamanlarda hem yemek yediriyordum ona, hem de yemek esnasında konuşuyorduk. Bazen hamur oynuyorduk, bazen boyama yapıyorduk....Bu kısacık yarım saati onun istediği gibi geçirmeye çalışıyordum. Sonra zaten bir viyaklama sesi... oğlum uyanıyordu.
            Kardeşimiz doğmadan önce çok kitap okudum kardeş kıskançlığı ile ilgili. Kardeş gelince ne yapmalıydım, nasıl davranmalıydım?...iki çocuğu olanlarla konuşuyordum sürekli. Siz ikinci bebek doğunca neler yaptınız, ilk çocuğun tepkileri nasıldı?...Kafamda oturtmuştum hepsini, ne yapacağımı biliyordum sanki...Ama olmuyordu, yetemiyordum çoğu zaman. Kaan'ın gaz problemi ileri boyuttaydı. Yeni doğan dediğin emer uyur. Benim oğlum emme konusunda iyi ama uyumuyor mübarek.
          Oğlumu emzirirken çoğunlukla kızımın yanımda olmasına özen gösterdim. Emzirme seanslarımız çok uzun sürdü Kaan'la. Neva çok sıkılıyordu bu durumdan. ben de yeni oyunlar geliştirdim emzirme sırasında oynayabileceğimiz. çünkü bazen 20-25 dakika memede kalıyordu Kaan. Öpücük atıp yakalama oyunu favorimiz oldu. O karşımda bir yere geçiyordu, bana öpücük gönderiyordu eliyle üfleyip, ben de düşmeden yakalamaya çalışıyordum öpücüğü. Yakalamaya çalışırken yaptığım hareketler onu çok eğlendiriyordu. Sonra ben aynısını ona yapıyordum. Böyle bir 10 dakika oyalanıyordu.
          Kaan bazen susmak bilmezdi illa kucak isterdi. ayakta dolaşınca susardı bir tek. ben de kızıma ' hadi anneciğim sen şimdi bir çizgi film aç, ben birazdan geleceğim.' diyordum ona yalnız kalmasın diye. Henüz 26-27 aylıktı kızım, tek başına yapamıyordu çoğu şeyi. Televizyonla oyalanır diye düşündüm bu zamanlarda ama  evimizde televizyon çok izlenmezdi  Neva uyuyana kadar. o yuzden televizyon karşısında vakit geçiremez uzun süre kızım. sevdiği bir çizgi film varsa izler, bitince kapatır gelir yanıma. Şimdi de aynısını yapıyordu. ve geldiğinde yine aynı manzara... Ben Kaan'ı pışpışlıyorum. Onu öyle görmek. 'YİNE Mİ?' dercesine...içim gidiyordu bu zamanlarda. Haklıydı kızım onu çok ihmal ediyordum ama yapacak başka bir şey yoktu, oğlum çok huysuz bir bebekti.
         İlk üç ay Kaan' la yapışık ikiz gibiydik. Neva'nın tuvaleti geldiğin de üçümüz birlikte giderdik çünkü benden asla ayrılmazdı oğlum hep emiyordu kızıma inat yapar gibi. Bir elimle onu göğsümde
tutup, bir elimle nevanın çamaşırlarını indirme konusunda uzmanlaşmıştım artık. Bazen de bir oooffff! der oğlumu ağlar vaziyette bırakıp kızımı tuvalete götürürdüm.
         Mevsimin yaz olması avantajımızdı. Babamız işten gelir gelmez Neva'yla ikimiz dışarı çıkardık. beni özlüyordu, biliyordum. Önce dondurma alırdık sonra Biraz parka giderdik. Birlikte geçirdiğimiz zaman yarım saat bile olsa Neva çok mutlu olurdu.
         Kızımın odasını 18 aylıkken ayırdık. Bundan hiç rahatsızlık duymadı. Odasında mutluydu. Kardeşi doğunca artık sadece benim uyutmamı istedi kendisini. 'Baban kitap okusun sonra ben geleyim' dediğimde hırçınlaşıyordu. Her akşam ben uyutmaya başladım. Bu uyku saatlerini öyle ayarlıyordum ki; önce Kaan' emzirip babasına veriyordum  Neva'yla kitap okurken bizi rahatsız etmesin diye. Sonra hemen kızımın odasına gidip ona kitap okuyordum, masal anlatıyordum v.s. Tabi her zaman işler yolunda gitmedi. Kaan çıldırır gibi ağlayınca babası getirirdi yanıma. İşte kardeş kıskançlığı, anneyi paylaşamamanın örneği:
         -Hem kardeşini emzireyim, hem sana kitap okuyayım olur mu?
         -Olmaz!
         -İstersen sen gel yatak odasına orda birlikte uyuyalım
         -Olmaz! Ben odamda uyuyacağım....
          Ne desem 'olmaz!' ve artık bu olmazların sonu gelmez oldu... Kaan yok gibi davranamazdım. Onun da bana ihtiyacı vardı. Ama ben hala gerçeği kabullenememiştim sanki. Kızım odaklı yaşıyordum. Kardeşi hep bizimle olacaktı bundan sonra. Onu hepimizin kabullenmesi gerekirdi. Eskisi gibi olmayacaktı hiçbir şey. Ve o gün artık kızıma ve kendime şunu telkin ettim:
         Kaan senin kardeşin. Biz bir aileyiz; sen, kardeşin, baban ve ben. Ben ikinizin de annesiyim, onun da bana ihtiyacı var.
         Bu konuşmadan sonra sustu. İkimiz de rahatladık sanki.
         -Şimdi kardeşini emzirmem lazım. Çünkü henüz dişleri yok ve yemek yiyemiyor sadece ben emzirirsem doyabilir yoksa aç kalır.
         - Tamam ama benim yanımdan gitme
         Sarılmalar, öpüşmeler, ağlamalar.....

         Anladım ki kardeş kıskançlığı diye bir sendrom yok. elbetteki kıskanıyorlar birbirlerini ama bunu yaşayan biri olarak şunu söyleyebilirim;  sendroma dönüştüren aileler oluyor maalesef.
         Bu konuda bir çok uzmanın görüşünü okudum. Çevremdeki kardeş-aile ilişkilerini, olumlu olumsuz örnekleri irdeledim. Son olarak kendim de olayın içine girince kardeş kıskançlığı ile ilgili tecrübelerimi bu başlık altında topladım:
        Ben şimdilik ilk zamanlar kardeş kıskançlığını azaltmak için neler yapmalıyız. Ben ne yaptım,
Ne yapmasaydım?...Bunları sizinle paylaşacağım:
     
        1- İlk çocuğumuz hamilelik sürecini anlamayacak kadar küçükse, zaman kavramı tam oluşmamışsa, karnımız epey belirginleştikten sonra yeni bir kardeşi olacağını söylemek daha makbul. Çünkü çok sabırsız oluyorlar ve süre uzadıkça endişeleri artıyor.

        2-Hamilelikten kaynaklanan sorunları çocuğun yanında çok anlatmamak gerekiyor. Çünkü 'annemin içindeki şey onu rahatsız ediyor' gözüyle bakıyorlar olaya. Bu benim yaptığım bir hataydı.

        3-Kardeşin doğum öncesi hazırlıklarını çok abartmamak lazım. Süslü odalar, yeni süslü beşikler, hastanede doğum odasını süslemeler....

        4-Bebek görmeye gelen misafirler  evdeki abinin ablanın varlığını unutuyor çoğunlukla. Gelen hediyeler hep bebeğe oluyor. Bu yüzden siz önceden küçük paketler yaptırın ilk çocuğunuz için. Sanki gelen misafirler ona da hediye almış gibi verin eline.

         5-Yine ilk çocuğumuz küçükse kardeşinin ona her gün hediye getirdiğini söyleyin. Bebeğin battaniyesine ya da cebine küçük bir çikolata, küçük bir oyuncak v.s sıkıştırın. Bu çok hoşuna gitmişti Neva'nın. Hatta bir gün' kardeşim bana oyun hamuru al' dedi kulağına eğilip:)))

      6-Ve en önemlisi büyük çocuğu hiç ihmal etmeyin. Boş vakitleriniz de hep birlikte zaman geçirin. O hala eski yerinin korunduğunu bilsin.
   
       7-Babalar da 'annesini istiyor' un altına sığınıp bu sorumluluktan kaçmasın lütfen...Anne küçükle ilgilenirken büyük çocukla çok şey yapılabilinir. Kardeş kıskançlığında anne kadar baba da paylaşılamıyor çünkü. Biz bu konuda çok şanslıyız. Babamız her zaman olduğu gibi bu zamanda da çok yardımcı oldu. Yoksa yalnız başıma bu işin altından kalkamazdım.



     
       
     
       
       
       
       
       
     
Share on Google Plus

anne güncesi

8 yorum:

  1. Annelik gerçekten zor görünüyor, güzel tavsiyeler için teşekkür ederiz. Allah bağışlasın. Birlikte çok güzel günler geçirin inşaallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkur ederim...Güzel dilekleriniz icin

      Sil
  2. blog keşif etkinliğinden geliyorum sizi takibe aldım ben de bloğuma beklerim :)
    http://guzelvekulturluyum.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  3. blog keşif etkinliğinden geliyorum sizi takibe aldım ben de bloğuma beklerim :)
    http://guzelvekulturluyum.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  4. Süpersiniz . İki çocuğunuz arasındaki dengeyi fazladıyla fedakarlık göstererek kurmuşsunuz . Ne mutlu size

    YanıtlaSil
  5. Annelik ne kadar da zor bir görev ama siz bunu çok güzel başarıyorsunuz sanırım. Kolay gelsin size. Zorluğu kadar da güzellikleri vardır tabi:))

    YanıtlaSil
  6. Yazılarını okumaktan inanılmaz keyif alıyorum çünkü şimdiden bir sürü bilgi edinmeye başladım. Verdiğin tavsiyeler sayesin de hem bende okurken biraz gerildim sonra senin Neva'ya durumu anlatışın ile bende sakinleştim.

    Hediye alma fikri çok iyi mesela. kardeşim bana oyun hamuru al kısmına gülümsedim :)) ve babalar azcık yardımcı olsalar her ağladığın da anneye getirmek niye acaba :) Neva, kaan, eşn ve sen çok mutlu olun, musmutlu olun ^^

    YanıtlaSil
  7. Evde bebek varken hersey daha zor. Büyüyünce de tartisiyorlar ama konusabiliyor insan en azindan.

    YanıtlaSil

Gmail hesabınız olmasa bile yorumlama biçiminde: ADSIZ seçeneğini seçerek yorum yapabilirsiniz