Çocuklara "Mesafeyi Koymayı" Öğretmek


        Çocuklar büyüdükçe sorunları da büyüyor dediklerin de "Ne sorunu olacak ki yemeğini kendi yer, tuvaletini kendi gider, tek başına uyumaya başlar...Ohhh miss...Anne rahat" diye düşünmüştüm hep.
Gerçekten de büyüdükçe başka problemler ortaya çıkıyor. 
 
    Geçen gün Adem Güneş'in Mahremiyet Eğitimi kitabını aldım.  Yapmaya başlamakta geciktiğim, atladığım ne kadar hassas nokta varmış...
        "Mesafeyi koyacaksın" bu lafı hepimiz biliriz. İş yerinde, komşuluk ilişkilerinde, ailevi ilişkilerimizde bile bir mesafe olmasından bahsederiz. Biliriz ki bu mesafe aşıldığın da  zarar görüyoruz. Suistimal ediliyoruz, tabularımız yıkılıyor. Hiç düşündünüz mü? Neden mesafeyi koruyamıyoruz ve sonrasında zarar görüyoruz?
          Ben bu kitabı okuyunca Adem Güneş ' in bahsettiği aura nın bizim bahsettiğimiz 'mesafeyi koymak'la aynı şey olduğunu anladım. Çocukluğumuzda bizim auramız ne kadar ihlal edilirse, yetişkinliğimizde de sınırlarımızı çizmekte o kadar zorlanıyoruz. Nedir bu aura:
        Aura diye adlandırmış Adem Hoca karşımızdaki kim olursa olsun koyacağınız sınırı. Fiziksel, zihinsel ve duygusal aura.  
        Mesafeyi koruyabilen, fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak suistimal edilmeyen çocuklar yetiştirebilmemiz için; ben bu kitaptan anladıklarımı şu başlıklar altında topladım.
      _Çocuğa yaklaşırken aramızda bir mesafe olmalı 25-30cm gibi.o çocuk diye fiziksel aurasını çiğnenmek gerekiyor. Düşünsenize birisi size bu kadar yakın mesafeden bir şeyler anlatmak istese bir geri çekilme ihtiyacı hissedersiniz.
      _Öperken böyle zorbalıkla, haşince değil de izin alarak öpmek gerekiyor.
       -Özel eşyalarını alırken izin istemeliyiz ki o da başkalarının eşyalarını izinsiz almasın.
       -Çocukla konuşurken araya başka biri girip iletişime geçmek isteyince" biraz izin verir misin  şu anda kızımla/oğlumla konuşuyorum." Demek gerekiyor. Ya da tam tersi telefonla konuşurken bize bir şeyler anlatmaya çalışan çocuğumuza" izin verir misin şimdi arkadaşımla konuşuyorum. Sonra seninle ilgileneceğim" demeli ve bu sözü tutmamız lazım.

   
   Bu benim başıma çok geliyor. Ben artık buzdolabının üstüne kocaman şu sözü yazdım ÇOCUKLAR KONUŞURKEN KONUŞMASI BİTENE KADAR DİNLE. Biliyorum çok gevezeler, söyleyecekleri bitmiyor. Bu kitabı okuyunca bunun ne kadar önemli olduğunu anladım. Şu örneği okuyunca siz de hak vereceksiniz.
       Bir kadın otobüste kendini sıkıştıran adama " biraz kenara çekilir misiniz, rahatsız oluyorum" diyemiyor çünkü küçüklükten beri sözü kesiliyor, duyguları eleştiriliyor bu yüzden de kendini yeterince ifade edemiyor.
       Taciz olaylarını ne çok duyuyoruz. Öğretmeni taciz etmiş, kuzeni taciz etmiş, komşu abi, bakkal amca...Ve bu duyduklarımızı da çocuk çok fazla zarar görünce öğrenmeye başlıyoruz. Çünkü sözü kesilerek, fiziksel aurası işgal edilerek büyüyen çocuklar, kötü bir durumda kendilerini ifade edecek gücü bulamıyor.
      Yine kekeme olan çocuklar da söylediklerini kısa zamana sıkıştıran çocuklarmış." Hadi çabuk söyle işim var". Diye tepki göstermişizdir çoğumuz. Halbuki çocuğun zihni dil gelişiminden hızlı ve düşündüklerini söylerken bir süzgeçten geçirmesi gerekiyor. Biz hadi hadi dedikçe zihnine yetişemiyor ve takılmaya başlıyor.
       -Niye ağlıyorsun? Bunda ağlanacak ne var? Gülme yeter artık."Gibi tepkiler de çocuğun duygularını yeterince ifade edememesine sebep oluyor. Yetişkinlerde ki dönüşümü şöyle bence; rahatsız olduğumuz bir olay var, haklıyız da ama dile getiremiyoruz çoğu zaman.Duygularımızı bastırmak zorunda kalıyoruz.
       -Çocuğun kıyafetlerini değiştirirken bulunduğumuz odanın kapısını kapatmak, üstü kirlense de başkalarının yanında kıyafetlerini değiştirmemek.
      -Eşyalarının yerini izinsiz değiştirmek, kıyafetlerini çıkarırken izin almamak yani çocuğun kendine ait eşyalarına  dokunurken izin istememek...
       -Anne ya da baba çocuklarının yanında soyunmamalı. Hatta evdeki diğer kardeş bile soyunurken odada sadece anne ve çocuk olmalı.
        -Çocuk anne ya da babanın özel eşyasını izinsiz karıştırmamalı.
        Bu kitabı okumadan önce bu konulara dikkat etmeye başlamıştım. Artık daha çok dikkat ediyorum. Bazen biz anneler çocuğa bir davranışı kazandırırken sanki artık o yaşta o davranışın oluşması gerekiyor gibi düşünüyoruz. Mesela 3 yaşına geldi hala kaşık tutamıyor, 4 yaşında tuvalet eğitimini alamadı, 8 yaşında ayakkabısının bağcıklarını bağlayamıyor gibi. Aslında burda bilmemiz gereken çocuğa o alışkanlığı neden o yaşa kadar öğretmemiz gerekiyor, bunları kendi yapamasa ne olur? Bunları düşünmüyoruz. "Başkasının yanında çıplak dolaşılmaz. Ayıp!" İyi de niye ayıp, bu alışkanlığı kazanmazsa ne olur. İşte bunları öğrenmemi sağladı bu kitap.

        -Çocuklara bir özel bölge tanımı yapmak lazım. Göğüslerin, cinsel organın, bacakların bunlar senin özel bölgelerin kimde dokunamaz. Annen, doktor ya da baban izinsiz dokunmamalı.
       "Ar damarı çatlamış". Deriz ya
 Ya da "mezhebi de çok genişmiş" İşte bunlar mahremiyet eğitimi almayan kişiler. Onlar için rahatça soyunup dökünmek, pervasızca oturmak çok normal çünkü çocukluk çağlarında normal karşılanmış bunlar. Mesafe koyulmamış çocuklar olarak yetişmişler.
        Mesafe koymaktan kastımı umarım yeterince anlatabilmişimdir. Demek istediğim çocukla aramıza bir resmiyet koymak değil, çocuğun öz benliğine saygı göstermek.
        Mahremiyet eğitimi mutlaka okunması gereken bir kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum.
        Mahremiyet bilinci oturmuş çocuklar yetiştirebilmemiz dileğiyle....
       
Share on Google Plus

anne güncesi

6 yorum:

  1. Çok güzel bir paylaşım olmuş. Çok teşekkürler. Gerçekten her anne ve babanın bilmesi gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz. Sevgiler... Sizi de bloguma beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim...bilmediğimiz o kadar çok şey var ki. Paylaşarak birlikte öğreniyoruz. En kısa zamanda ordayım;))

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. Bence de çok doğru bilgiler. Paylaşımınız için teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yorumunuz için tesekkur ederim

      Sil
    2. Ben de yorumunuz için tesekkur ederim

      Sil

Gmail hesabınız olmasa bile yorumlama biçiminde: ADSIZ seçeneğini seçerek yorum yapabilirsiniz